Manisa Valiliği’nin “ÇED gerekli değildir” kararı verdiği, Manisa OSB’deki biyokütle enerji santrali yakınında yaşayan Aşağı Kayapınar köyünün halkı isyan etti. köylülerle birlikte açıklama yapan CHP Yunusemre İlçe Başkanı Yalçın Arcak, Manisa’nın çevre felaketlerinden bıktığını vurgulayarak, halkın sağlığı için gerekli önlemlerin alınması çağrısında bulundu.

Hülya Kılınç- Tunay Aktaş

Manisa Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren biyokütle enerji santralinin yaydığı kirlilik nedeniyle Aşağı Kayapınar Köyünün halkı zehir soluyor.
Bölgede yaşanan çevre katliamı ile ilgili köy halkıyla birlikte basın açıklaması yapan Manisa CHP, çevreyi kirleten santralde gerekli yatırımların yapılarak önlem alınması çağrısında bulundu. Basın açıklamasına CHP Manisa İl Başkanı Semih Balaban, Yunusemre İlçe Başkanı Yalçın Arcak, 26. Dönem CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, partililer ve köy halkı katıldı.

MANİSA VALİLİĞİ “ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR!” KARARI VERDİ

CHP Yunusemre İlçe Başkanı Yalçın Arcak, Manisa Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü’nün doğalgaz ile çalışan elektrik santralinin 2019 yılında aldığı kararla biyokütle enerji santrali dönüştürme kararını verdiğini hatırlatarak “2019 yılı 6 Ağustos tarihinde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na olan bir başvuru var. Ve “ÇED süreci başlamıştır” diye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bir yazısı var. Bundan yaklaşık 1 ay sonra 6 Eylül 2019 yılında Manisa “ÇED gerekli değildir” kararı olarak internet sitesinde de yer alan karar. Valiliğimizce “çevresel değerlendirmesi gerekli değildir” kararı verilmiştir. Manisa Valiliği’nin abesle iştigal kararlarından biri. Fakat şunu önemle vurgulamak istiyorum. Türkiye’nin her yerinde biyokütle enerji santralleri için ÇED gerekli değildir kararları veriliyor. Çevre dostu ve halka zararı yoktur deniliyor.”dedi. Köylülere santralin zararı olup olmadığı sorusunu yönelten Arcak’a halk “Çok zararı var” diye cevap verdi.
“ÇED VE SED RAPORU YOK! NE YAKILDIĞI BİLİNMİYOR!”
Santralde ne yakıldığının belli olmadığının altını çizen Arcak, amaçlarının sanayiciye köstek olmadığını vurgulayarak “Cumhuriyet Halk Partisi çiftçinin de, esnafın da, sanayicinin de, vatandaşın da yanında. Fakat burada bir çevre felaketi yaşanıyor. Ses ve kokudan durulmuyor. Burası yaşanılabilir bir bölge olmaktan çıkmıştır. Bu santral evlere 50 metre mesafede. Bu santralin dünyada birçok örnekleri var. Amerika’da Avrupa’da iyi örnekleri var. Avrupa’da komisyon kararınca belli başlı yakıtlar yakılabiliyor. Biyokütle tesislerinde yakmak için özel bitkiler yetiştiriliyor. Ama burada ÇED raporu ve Sağlık Etki Değerlendirme (SED) raporu olmadığı için ne yakıldığı bile belli değil. Burada çamur yakılıyor. Tavuk pisliği ve daha birçok atık yakılıyor. Buna bir ÇED raporu almak çok mu zordu? Evlerden uzak bir yere yapmak çok mu zordu? Ben bir vatandaş olarak yetkililere sesleniyorum. Manisa çevre felaketlerinden artık bıktı. Çok yakın zamanda Muradiye OSB’de yaşanan felaketleri biliyorsunuz. Manisa’nın altı dinamit demiştim. Ben burada kokudan duramıyorum”dedi.


“ORTAK AKILLA ÇÖZÜM İÇİN BURADAYIZ”
CHP Manisa İl Başkanı Semih Balaban ise, siyasi bir amaçla değil, çevresel bir sorun yaşanmasından dolayı köylülerin yanında olduklarını vurgulayarak şunları söyledi “Hangi partiye oy verirse versin bütün vatandaşlarımız bizim başımızın tacıdır. Ama burada bir sorun var. Biz bu sorunun giderilmesi, ortak bir akılla uzlaşma ile çözülmesi için buradayız. Biz sanayiye, sanayileşmeye karşı değiliz, fabrikaların açılmasına, enerji üretilmesine karşı değiliz ama bu enerji üretilirken halkın sağlığına da kulak verilmesi gerekiyor. Teknolojik standartlarının en üst düzeyde olması gerekiyor ve bu imkanlar Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde(MOSB) var. Herkesin düşüncesine saygılıyız. Ama nerede bir mağduriyet, sorun varsa biz her zaman mağdurların yanında, o sorunların mağdurların lehine çözülmesinden yana tavır alacağız. Halkımızın haklı mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz.”

“KOKUDAN, GÜRÜLTÜDEN DURAMIYORUZ, HASTA OLDUK”

Aşağı Kayapınar Köyü halkı ise yaşadığı sorunları şöyle anlattı:

Raziye Karaoğlan: Sesten, gürültüden, kokudan duramıyoruz. Dışarı çıkamıyoruz adeta kül yağıyor havadan. Nereye başvurmamız lazım. Önceden böyle değildi biyogaz olunca böyle oldu. Yaz günü pencerelerimizi mecbur açıyoruz. Astım bronşitim var, biraz yürüsem tıkanıyorum. Çamaşır seremiyoruz.

Emine Yıldız: Her hafta acildeyim. Herkesin sorunu aynı. Nefes alamıyorum sağlığımız bozuldu.
“YUDUM YUDUM ZEHİRLENİYORUZ!”

Tevhide Karakuzu: 24 saat uyku uyuyamıyoruz, sesten gürültüden. Çocuklarımız sıçrayarak uyanıyor. Deprem oluyor gibi, sürekli böyle. Doğru dürüst uyumuyoruz, koku desen durulmuyor. Yudum yudum zehirleniyoruz. Yetkililerden yardım istiyoruz. Her gün zehir yutuyoruz.

“SANTRAL KURULURKEN KÖYÜMÜZ YOK GÖSTERİLMİŞ”


İsmet Aslan: Bu santral buraya açıldığında böyle bir şey yoktu. Sonra duydum ki karar alınmış. Benim evimin önüne direk dikiliyor. Sordum cevap vermediler. Muhtara sordum O’nun da haberi yok. Hiç bize söylemeden bu kararlar alınmış.
Zaten bu santral buraya kurulurken köyümüz yok gösterilmiş. Belediyenin yetkili kişileri burası imarsız diyerekten bu köyü imarsız göstermiş. Bunlarla da uğraştık. Bizi yok sayıyorlar. Gece yatamıyoruz gürültüden, kokudan duramıyoruz.
“DENETLEMEYE GÜRÜLTÜ OLMADIĞI SAATLERDE GELİYORLAR”


Ferdi Eren (Aşağı Kayapınar Köyü eski Muhtarı) birçok sıkıntılar yaşadık, gerekli resmi yerlere bildirdik. “Tamam yapıyoruz, geliyoruz” diyorlar. Gürültünün olmadığı saatlerde geliyorlar. Yaşlı insanımız kalmadı. 50’nin üzerinde herkes hasta. Biz her türlü mağduruz.
“YAŞAM HAKKIMIZI ELİMİZDEN ALDILAR”

Ramazan Karagöz: Defalarca, jandarma, mahkeme, polis kapıma gelip beni tehdit ettiler. Sait Bey ve Funda Karaboran’a sesleniyorum: Kardelen Döküm’ü neden kapattınız? Anemon villalarında yaşayanlar rahatsız oluyor diye kapattırdın. Bizim köye de aynı ilgiyi göstersin. Bir arkadaşımız astım hastası, yağ kokusuyla ilgili defalarca şikayet etti. Kesin talimat vermiş Kayapınar’dan kimseyi almayın diye. Suriyelileri çalıştırıyorlar. Komşuluk hakkına saygı duysun. Benim ramazan ayında onun kolisine ihtiyacım yok. Bana iş versin. 3 çocuğum üniversiteyi bitirdi, stajer olarak kabul etmedi. Ondan çok kırgınım. En doğal hakkımızı, yaşam hakkımızı elden aldılar. Dolmuş hattımızı iptal etti. Yollarımız 10 senedir yapılmıyor. Yolları yüzde 80 sanayi kullanıyor. En doğal hakkımızı nefesimizi, uykumuzu bölmeyin. Şikayetçiyiz.
“ONLAR YAT KATLARDA YAŞARKEN BİZ NİYE BU KOKUYU ÇEKİYORUZ”


Ummuhan Yıldız: Burada esnafım. Bir yıl öncesinde kahvelerin oraya yazı astılar “kesinlikle hiçbir şekilde koku olmayacak, ses olmayacak, kimseyi rahatsız etmeyeceğiz”diye. Daha önce de doğalgaz olarak çalıştığı için dikkate almadık. Aynı şekilde devam edecek diye düşündük. İtirazda falan bulunmadık. Gel gelelim Ekim ayında başladı. Önce deneme çalışmaları oldu ses yüksek derecelere çıktı. Çamaşır astık kül oldu. Arabalarımızın üstü kül yıkamayla, deterjanla çıkmadı. Gece 03.00 gibi filtreler açıldı sabaha kadar gürültüden uyuyamadık. Ve buraya denetim için gelenler ses olmadığı saatte geliyorlar. Yaşama ve barınma hakkımız var ama ne evde durabiliyoruz. Bakın siz de kokudan duramıyorsunuz. Ama biz bu kokuyu 24 saat yaşıyoruz. 4,5 yaşında kızım var niye bu kokulara maruz kalıyor. Burada yaşayan insanlar zerre kadar kimsenin umurunda değil. Onların ailesi yatlarda katlarda yaşarken biz niye bu kokuyu çekiyoruz? Burada yaşamak zorundayım, başka alternatifim yok. Avrupa’da Amerika’da hayvanların olduğu yerlere yapılıyor. Bizi hayvan kadarda mı değerli görmüyorlar mı? Hayvan kadar değerimiz yok mu? 6-7 aydır çalışıyor. Buradaki insanlar kimsenin umurunda değil.
“KİMSENİN UMURUNDA DEĞİLİZ!”

Mehmet Yerdoğan: Hepimiz hastayız. Bu köyde insan mı yaşıyor, hayvan mı yaşıyor? Kimsenin umurunda değil. Pislik içinde yaşıyoruz. Ama gören yok.

Benzer Haberler

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.