Arınç: Erdoğan’ın gerçek dava arkadaşıyım

 Arınç: Erdoğan’ın gerçek dava arkadaşıyım

AKP’nin kurucularından eski Meclis Başkanı Arınç, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilişkisi hakkında, “Bizim dava arkadaşlığımızı, başkalarının mafya liderleriyle veya suç örgütü liderleriyle bir aradaki fotoğraflarına bakarak değerlendirmeyin” ifadelerini kullandı.

AKP’nin kurucularından eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilişkisini “Bizim dava arkadaşlığımızı, başkalarının mafya liderleriyle bir aradaki fotoğraflarına bakarak değerlendirmeyin” ifadesiyle anlattı.

Arınç, DW Türkçe’den Can Bursalı’nın sorularını yanıtladı, AKP’nin seçimi kazanıp kazanamayacağından İmamoğlu’nun ceza alması ve HDP’nin kapatılma istemiyle açılan davaya ilişkin açıklamalarda bulundu.

14 Mayıs’ta gerçekleşmesi beklenene cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili de konuşan Arınç, Erdoğan’ı ‘kazanmaya çok yakın’ gördüğünü söyledi. Kılıçdaroğlu’nun çabalarının diğer liderler tarafından ‘desteklenmediğini’ savunan Arınç, muhalefetin ise “bu dağınıklıkla giderse cumhurbaşkanlığı seçiminden netice alamayacağını” iddia etti. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu için, “Bizim rakibimizdir, düşmanımız değil” diyen Arınç, Selahattin Demirtaş’la ilgili bir soruya ise “tekrar hedef olmayı arzu etmediğini belirterek, “Mesela Alaattin Çeliktaş diye biri olsun. O da diyelim ki Çemizgezek Cezaevi’nde yatanlardan birisi. Eğer hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü yoksa mutlaka tahliye edilmelidir diye düşünüyorum” yanıtını verdi.

Arınç’a yöneltilen sorular ve yanıtlarından öne çıkanlar şöyle:

Partinizin ve içinde bulunduğu ittifakın mevcut politik atmosferdeki tavrı ile seçime girmesi halinde nasıl bir sonuç elde edeceğini bekliyorsunuz?

“AK Parti ilk seçimine 2002’den 2015’e kadar eski, 2018’den sonra yeni sistemde seçimlerde birinci parti hüviyetini korudu. Yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve ittifaklarda durum farklı cereyan etti. Şimdi milletvekili seçimi ittifaklar içerisinde olabiliyor. Bu seçimde Haziran ayının uygun bir tarih olmadığı anlaşıldı. Ben buna tarihlerin uyuşmaması sebebiyle erkene alınmış bir seçim olarak bakıyorum. Belki ikincisi de şu olabilir, sayın Cumhurbaşkanının üçüncü defa seçilmesine karşı bir kampanya yürütülüyor. Bunu da boşa çıkarmak amacıyla işte Haziran’dan önce yapılacak bir seçimle Cumhurbaşkanımızın tekrar aday olma ihtimali kendiliğinden kuvvet kazanacak. Seçimin erkene alınması bu tartışmaları sona erdirmek adına da faydalı olabilir. Ben Sayın Erdoğan’ın bunu düşündüğünü zannetmiyorum. O çünkü üçüncü defa da belli şartlar oluştuğunda tekrar aday olabileceğini zaten baştan kabul ediyor. Üçüncü kez adaylık tartışmasını muhalefetin, yani Millet İttifakı’nın muhtemel bir yenilgiye karşı zemin hazırlama amacıyla çıkarıldığını düşünüyorum.”

Partinizin seçimi kazanması halinde kabineye girmeyi düşünür müsünüz?

“Ben kabineye girmeyi, şunu bunu falan düşünmem. Sayın Cumhurbaşkanımıza da söyledim. Yapılacak görevler var. Bu görevleri hiçbir unvan beklemeden dahi yapmak isterim.”

Nedir onlar?

“Onlara girmem. Belli yerler mesajı alırlarsa onları da konuşuruz. Sadece benim yapabileceğim işler var. Yapmam gereken işler var. Bunlar için bir görev tevdi ederlerse başım gözüm üstüne.”

“İMAMOĞLU DÜŞMANIMIZ DEĞİL”

Güçlü bir figür olarak görülen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla ilgili sizin de eleştirdiğiniz bir yargı kararı çıktı, ayrıca yeni açılan davalar da var. Bu tip yargı süreçleri Cumhurbaşkanı’nın karşısına İmamoğlu’nun çıkması halinde şansını mı arttırıyor?

“Siyasilerin adi suçlar dışında konuşmalarından, düşüncelerinden dolayı yargılanmalarına tamamen karşıyım. Şimdi biz kendi yaşadığımız hayatta bizim için yapılanları affetmedik. Ama bize karşı yapılanların da başkasına yapılmasını da hiçbir zaman doğru kabul etmedik. Ekrem İmamoğlu bizim rakibimizdir, düşmanımız değil. Ama düşman gözüyle bakılıyor bazılarına. Hayır, hiçbir parti, hiçbir partinin mensupları düşmanımız değil bizim. Onlarla siyaset arenasında biz mücadele ederiz, demokratik bir mücadele veririz. Bizim milletimizin kalbinde mağdurdan yana olmak gibi bir karakter vardır. Bu çok güzel bir karakter.”

HDP’YE YÖNELİK KAPATMA DAVASI

Ekrem İmamoğlu’nun mağdur edilme ihtimalinden söz ettiniz. İmamoğlu’nun yanı sıra bir yandan da Selahattin Demirtaş yedi yıldır hapiste. Bir siyasi kimliği olan birisinin bu kadar uzun süredir hapiste olmasını doğru buluyor musunuz? Ayrıca HDP’nin kapatılma davasına yönelik değerlendirmenizi merak ediyorum.

“HDP hukuki yönden kapatılabilir. Onlar da zaten “bizi kapatın” ne bekliyorsunuz diye neredeyse itirafçı durumuna düşmüşler. Ama siyasi yönden aynı çizgide 10 tane parti kapatılmış, hiçbir faydası olmamış. Biz bunun tamamen ortadan kalkması için 2010 yılı referandumunda madde koydurduk. HDP kapatılmayı istediği için o tarihte oylamaya katılmadı. Ben dört tane partisi kapatılmış bir insanım. Fazilet kapatıldı hiçbir günahı yok, Refah kapatıldı hiçbir günahı yok. MSP 12 Eylül’de kapatıldı. Bir de Milli Nizam var. AK Parti de 1 oy farkı ile kurtuldu. O yüzden bunu faydasız görüyorum. Ama ille kapatılsın diyen siyasetçiler var. Şimdi beş ay sonraki bir seçimden bahsediyoruz. Seçim sürecinin başladığı tarihlerde Türkiye’de herhangi bir parti kapatılmamış bugüne kadar. Bu HDP’nin de kapatılmayacağı anlamına gelmez. İsterlerse kapanır. Ama yahu hukuk varken siyaseten neden düşüneceğiz? Aklı evveller için söylüyorum. Mevzu bahis olan bir partidir. O parti altı milyonu temsil ediyor. Yerine göre beş milyon, yerine göre yedi milyon. O zaman siyasi olarak verilen karar o partinin idamı ise o kitlenin de geleceğini, orada milletvekilliği yapanların da geleceğini, onların temsil ettiği misyonun da geleceğini bence Anayasa Mahkemesi’nin üyeleri düşünecektir. Kaldı ki 10’a 5 ile ancak kapatılabiliyor bir siyasi parti. Onu da biz getirdik. Nitelikli çoğunluk yaptık. Parasına el kondu, bu tedbirdir. Parasına el kondu demek kapatılacağı anlamına gelmez.”

HDP’nin hesaplarına bloke konulmasıyla ilgili karardaki oylama sonucunu nasıl yorumluyorsunuz?

“8’e 7 ile çıktı karar. Türkiye’nin geldiği nokta itibarı ile bir siyasi parti kapatmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Onların işlediği suçlardan dolayı yargılanmaları mümkün. Ama şahısların partiyi bağlamaması gerektiğini düşünüyorum.”

Sorumun Selahattin Demirtaş kısmı vardı. O da 7 yıla yakın süredir hapiste…

“Valla o bahsettiğin isimle ilgili ben şöyle konuşmak istemiyorum. Çünkü bir televizyon programında uzun tutukluluktan mağdur olanların durumunu anlatırken bu ismi gazeteci arkadaşlar bana sorunca onlar hakkında söylediklerimden ötürü önce Bahçeli, arkadan sayın Cumhurbaşkanı beni itham eden konuşma yaptılar. Ben bu şartlar altında istişare kurulunda bulunamam, ayrılıyorum dedim. İstifa dilekçesini gönderdim. Şimdi tekrar hedef olmayı arzu etmem. Ama bir ironi yapayım. O dediğin şahısla ilgili olmayan bir kanaatimi söyleyeyim. O da mesela Alaattin Çeliktaş diye biri olsun. O da diyelim ki Çemizgezek Cezaevi’nde yatanlardan birisi. Eğer hakkında kesinleşmiş bir mahkumiet hükmü yoksa mutlaka tahliye edilmelidir diye düşünüyorum.”

“Bu arada Ağustos ayında Cumhurbaşkanı ile birlikte kürsüye çıktınız Manisa’da, çok uzun bir zaman sonra…”

“İki dakikalığına.”

“Aranızdaki buzlar eridi mi? Helallik istemiştiniz çünkü sonra bir görüşmeniz oldu mu?”

“Ben 1978’den beri Tayyip Bey’in gerçek dava arkadaşıyım. Aynı ideal için birlikte omuz omuza çalıştık. Allah rızası için siyaset yaptık. Milletimizin önünü, bahtını açmak için gayret ettik. Bizim dava arkadaşlığımızda hep güzel şeyler vardır. Evet, beni çok kıran, üzen bir konuşma yaptı. Ama biz birbirimizi her zaman bağışlayabiliriz. Bunun yolunu, yöntemini bilen insanlarız. Bizim dava arkadaşlığımızı, başkalarının mafya liderleriyle veya suç örgütü liderleriyle bir aradaki fotoğraflarına bakarak değerlendirmeyin. Dava dediğimiz şeyin aslını, biz kardeşler olarak bugüne kadar bilerek ve isteyerek uyguladık.”

Benzer Haberler

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir