Kadın hakları savunucularına Şiddet, Taciz, Tutuklama

 Kadın hakları savunucularına Şiddet, Taciz, Tutuklama

CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından özet çevirisi yapılan CEDAW Komitesi’nin Türkiye’ye ciddi eleştirileri ve önerilerinin yer aldığı politika notu kamuoyuyla paylaşılırken; kadın hakları savunucuları ve aktivistlerin sık sık tutuklama, fiziksel şiddet, tehdit, baskı ve tacizlere maruz bırakıldığı ifade edildi.

Cumhuriyet Halk Partisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca; CEDAW (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi) Komitesi tarafından yaz başında açıklanan ancak iktidarın kendine yönelik ciddi eleştiriler içerdiği için hala resmi çevirisini yapıp kamuoyu ve kadın örgütleriyle paylaşmadığı CEDAW Türkiye Raporu’nun özet çevirisini yaptıklarını açıkladı. Türkiye’deki kadın hakları örgütleri tarafından Komite’ye sunulan gölge raporlar ışığında politika notu hazırlayarak MYK’ya sunan Gülizar Biçer Karaca, CEDAW’ın 9 temel BM İnsan Hakları Sözleşmesinden, kadının insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı tek sözleşme olduğuna dikkat çekti.

RAPORUN RESMİ ÇEVİRİSİNİ PAYLAŞIN

Türkiye, şu ana kadar komiteye sekizinci raporunu sundu, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi’nin taraf devletler tarafından uygulanmasını inceleyen ve tavsiyelerde bulunan CEDAW Komitesi 82. Oturumu’nda Türkiye’nin durumunu 14-15 Haziran’da gözden geçirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca; CEDAW toplantısına katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın Türkiye’ye yöneltilen ciddi eleştirilere neden yanıt veremediğini, Türkiye’ye yönelik ciddi hak ihlalleri tespitlerinin ve bu ihlallerin giderilmesi için önerilerin yer aldığı CEDAW Raporu’nun neden hala resmi çevirisinin yapılmadığını, yapıldıysa neden tüm kadınların erişimine açılmadığını soruyoruz” dedi.

CEDAW KOMITE RAPORUNDAN BAZI NOKTALAR:

Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nden tek adam kararıyla çekilinmesinin ardından yaşanan gerilemelere, kadın derneklerine yönelik davalar açılmasına, nafaka hakkının engellenmesine, cinsel yönelimlerinden ötürü toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin arttığına dair tespitleriyle CEDAW Komite raporundan bazı noktalar:

KADIN ÖRGÜTLERİNİ DÜŞMANLAŞTIRMAK YERİNE İŞ BİRLİĞİNE GİDİN

Komite’nin belirttiğine göre 2018 yılında hazırlanan ve 2020 yılında revize edilen Erken ve Zorla Evliliğin Önlenmesine İlişkin Ulusal Strateji ve Eylem Planı’nı henüz resmi olarak onaylanmamıştır.

“Kadın hakları savunucuları ve aktivistlerin, sık sık tutuklamaya maruz kaldığı, fiziksel şiddete, tehditlere, baskı, tacizlere maruz bırakıldığı” konusu ayrıca Kadın Cinayetlerini Durduracağız Derneği’ne açılan davanın da dahil edilebileceği bir yorumu içinde barındırmaktadır.

Komite, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının parlamenter bir tartışma olmadan ve kadın haklarını savunan STK’ları ve kadın hakları savunucularının geniş katılımı olmadan alınmış olmasını kaygı ve üzüntü kaynağı olarak görmektedir. Komite ayrıca, hükümetin bu kararının kadın ve kız çocuklarının haklarını en üst derecede korumayı hedefleyen CEDAW Sözleşmesi’ndeki yükümlülüklerine aykırılık teşkil ettiğini belirtmektedir.

TUTUKLAMA VE KÖTÜ MUAMELEYE SON VERİN

“5 Ekim’de Çağlayan’da Kadın Cinayetlerini Durduracağız Derneği’ne yönelik davada kadınlarla yan yanayız.” diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca duruşmayı takip ederek kadınlara yönelik her türlü sistematik baskı-sansür ve caydırma girişimlerine karşı kadınlarla dayanıştıklarını belirterek Türkiye’de kadının insan haklarına yönelik ihlallerin önlenmesi için politika notunda şu tespitlere ve çağrıya yer verdi:

Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’nin hazırladığı; Türkiye’nin 8. Periyodik izleme raporunun çevirisinin yapılarak kamuoyunun bilgisine sunulması ve tüm kadınların erişiminin sağlanması gerekliliği ortadadır.

Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin ardından kadın haklarının korunması, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi ve cinsiyet eşitliğinin sağlanması gibi hususlarda giderek artan bir gerileme göstermektedir.

İktidarın, hukukun üstünlüğünü gözetmek, kadının insan haklarını korumak ve bireyin en temel hakkı olan yaşam hakkını hiçbir müdahale olmaksızın kadınlara teslim etmekten yana bir tavır sergilemek zorunda olduğu açıktır.

Kadın haklarını savunan ve komitenin tavsiyelerinin yerine getirilmesi konusunda katkı sağlayan kuruluşların desteklenmek yerine baskılanıyor olmasının en büyük örneklerinden biri olarak Tarlabaşı Toplum Merkezi’ne yönelik dava ile başlayan ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Derneği’ne açılan kapatma davası ile süren caydırma ve yıldırma hukuksuzluklarına son verilmelidir.

 

Benzer Haberler

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir