Manisa Şehir Hastanesi’nde kar yoksa hizmet de yok!

 Manisa Şehir Hastanesi’nde kar yoksa hizmet de yok!

Manisa Tabip Odası Başkanı Dr. Hasan Semih Bilgin, kar etme mantığı ile şirketler tarafından yönetilen Manisa Şehir Hastanesi’ndeki tıbbi ekipman ve servis sorununa dikkat çekti. Şehir hastanesi başhekimi ile yaptığı bir görüşmede, başhekimin teçhizat temini konusunda şirketlerin karlılığa bakarak karar verdiği cümlesini kurduğunu ifade eden Bilgin, yaşanan bu durumun sağlıkta dönüşümün bir sonucu olduğunu dile getirdi.

Hülya Kılınç-Tunay Aktaş

Manisa Tabip Odası Başkanı Dr. Hasan Semih Bilgin, sağlıkta dönüşümle birlikte yaşanan yıkımı ve bunun altında kalan sağlık çalışanlarının durumunu çarpıcı başlıklarla dile getirdi.

SAĞLIKTA ŞİDDET DEVAM EDİYOR

Yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Manisa basınıyla Manisa Birlik Barış Alanı’nda buluşan Bilgin, sağlığın bir insan hakkı olduğunun altını çizerek, Türk Tabipleri Birliği ve Manisa Tabip Odası olarak, nitelikli sağlık hizmet üretimi koşullarının oluşması ve sağlıkçıların talepleri için alanlarda mücadele verdiklerini ifade etti. En önemli sorunların başında sağlıkta şiddet geldiğini kaydeden Bilgin “Sağlıkta şiddete karşı çok ciddi mücadeleler verdik. Ama buna rağmen günde ortalama 30 civarında sağlık çalışanlarımız sözel ve fiziki şiddete maruz kaldılar. Kalmaya devam ediyorlar.  Sağlıkta şiddet devam ediyor” dedi.

SAĞLIĞIN TİCARİLEŞMESİ ŞİDDETE ZEMİN HAZIRLADI

Sağlığın kışkırtılmış talep üreterek sunulmasının sorunların temelini oluşturduğuna dikkat çeken Bilgin, “Neden böyle oldu?” sorusunu ise şöyle yanıtladı “Biz öteden beri diyoruz sağlık basamaklı bir sistem üzerine kurulmalı. Zaten ülkedeki sistem bunun üzerine kurulmuş ama son yıllarda sağlığın piyasaya açılması, alınır satılır gibi ticarete dönüştürülmesi hakikaten hem insanların toplumumuzun sağlık hizmetine ulaşmasını güçleştirdi hem de sağlık çalışanlarının üzerindeki yükü artırdı. Hekimler ve sağlık çalışanları bu sürecin ağır yükünü hem emek olarak hem şiddet görerek hem de emekleri değersizleştirilerek ödemek zorunda kaldılar.  Biz de meslek örgütü olarak hak mücadelesini sürdürdük bugüne kadar. Hala da sürdürüyoruz. Son dönemlerde çok tatmin etmese de şiddete yönelik çıkarılan bir yönetmelikle karşı karşıyayız. Süreç içerisinde şiddeti ceza yöntemi ile önlemenin ne kadar etkin olacağını göreceğiz birlikte. Bunun yanı sıra son dönemde ekonomik iyileştirmeler yapıldı. Son bir yıldır biliyoruz ki özellikle kamu hastanelerinde özellikle Sağlık Bakanlığı’na bağlı hekimlerin dışarıya, özele, muaynaneciliğe, hatta yeni mezun ve çalışan hekimlerin yurt dışına gitmesi gibi bir sorunla bakanlık karşı karşıya kalınca adım atmak zorunda kaldı. Genel anlamda hekimlerin sorunları sistemden bağımsız değil. Tüm bu yaşananlar uygulanan sağlık politikalarının bir parçası. Yerelde baktığımızda, geneldeki sorunlardan farklı olarak geçici görevlendirmeler, hastanelerdeki doktor eksikliklerinin merkezden apar topar bir günde karar verilen görevlendirmelerle karşı karşıya kalınması. Sayısı az olan branşların, tek hekim veya iki hekim olarak çalışan arkadaşlarımızın icap nöbetleri ile karşı karşıya kalması ve bunun yarattığı artan iş yükü. Yine yerelde hastanelerde tıbbi ekipman eksiklikleri gibi sorunlar yaşanmakta.”

Hasan Semih Bilgin

ŞEHİR HASTANELERİNDE KAR YOKSA HİZMET DE YOK!

Bilgin, şirketlerin yönettiği şehir hastanelerinde yap-işlet-devret şirketlerinin yanında alt hizmet üretimi yapan şirketlerinin de bulunduğu ve bu yönetim şekliyle hastanedeki teknik altyapıyı destekleme konusunda tıbbi ekipman ve servis sorunu yaşandığını kaydetti.

Şehir hastanelerinde şirketlerin teçhizat alımını kar mantığı üzerinden yaptığını ifade eden Bilgin, Manisa Şehir Hastanesi başhekimi ile yaptığı bir görüşmede, başhekimin sistemi açıkça anlatan cümlelerini şöyle ifade etti “Örneğin bir fizik tedavi ünitesinin bulunup bulunmaması tamamen şirketin karlılığıyla baktığı bir şey.  Şehir Hastanesi’nde bugün Fizik tedavi ünitesi yok. Biz en son Manisa Şehir Hastanesi Başhekimi ile görüşmemizde şirketlerin hastane teçhizatı temini konusunda karlılığa bakarak karar verdikleri cümlesini duymuş, çok şaşırmıştık. Nasıl böyle bir şey olabilir diye. Hekimler üniversitelerden uzmanlıklarını alırlarken günümüz tıp teknolojisini kullanarak donanımla sahaya çıkıyorlar ama, görevlendirildikleri yerde kullanabilecekleri teknik altyapının olmadığını görüyoruz. Hekimler tabelayla açılıp ama içi doldurulmayan hastanelerde kabiliyetlerini ideal biçimde uygulayamadıkları için mecburi hizmetlerini bitirince ayrılmak istiyor ve ayrılıyorlar.”

HEKİMLER NEDEN HASTANELERDE DURMAK İSTEMİYOR?

Hastanelerde teknik altyapının bulunmaması nedeniyle bugün Soma Devlet Hastanesi, Saruhanlı Devlet Hastanesi ve Salihli Devlet Hastanesi gibi çevrede işlev görecek hastanelerde, merkezden desteklenerek geçici görevlerle işlerin yürütülmeye çalışıldığına dikkat çeken Hasan Semih Bilgin, “Burada çalışan hekimle, hekimin üreteceği hizmetin üretilmesi arasında bir bağ kurulmuyor”diyerek şöyle devam etti “Bu önemli bir sorun. Bir Somalı, bir Saruhanlı vatandaş “burada niye doktor durmuyor”deyince, arka planında maalesef bunun olduğunu görmüyor insanlar. Sadece poliklinik hizmeti vermek bir göz hekimi, bir beyin cerrahının Soma’da durması için yeterli değil. Çok önemli bir sorun olduğunu düşünüyorum.”dedi.

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜLE HEKİMLİK MESLEĞİ DEĞERSİZLEŞTİRİLDİ

Manisa Sağlık Müdürlüğü bünyesinde yönetsel sorunların da başlı başına sıkıntı yarattığını ve hekimler olarak, sağlıkta dönüşüm sürecinde gördükleri en temel sorunlardan birisinin hekimlik mesleğinin değersizleştirilmesi olduğunun altını çizen Bilgin şöyle devam etti“Hekimlik bambaşka bir şey insan sağlığını iyileştirmeye, korumaya adanmış bir meslek. Fakat kamu otoritesi yukarıdan aşağıya kadar hekimleri değersizleştirici, emeğine saygı duyulmayan bir şekilde işlev gören bir görüş bakışla yaklaşıyor. Bu da hekimlerin kendilerini korunaksız sahipsiz, değersiz hissetmelerine. Bu da hekimlerin bir kısmında hekimlik yapmayı bırakmak, başka bir işle uğraşmak, yurt dışına gitmek. Hatta bazı meslektaşlarımız “EYT çıksın da biran önce EYT’den emekli olalım” gibi bir ruhsallıkta. Biz sesimizi duyurmaya çalışınca “Bu hekimlerin de gözünü doyuramazsınız, bunlar hep para bekliyorlar”deniyor. Hayır öyle değil. Tabi ki emeğimizin hakkını talep ediyoruz, edeceğiz. Ama bizim tek sorunumuz parayla ilgili değil. En önemli sorunumuz kendimizi değersiz hissettirilmemiz. Bunu da  kamu otoritesinin yukarıdan aşağıya, hastane başhekiminden, sağlık bakanına kadar böyle bir sinsilenin içinde maalesef böyle hissediyoruz. Çünkü hekimlik bir anlamda bir özgür ve bağımsız bir kamu gücünü arkasında hissederek biraz cesaretle yapılacak bir iştir. Bu iş artık cesaretle yapılmıyor.”

“SAĞLIK POPÜLİST POLİTİKALARA KURBAN EDİLMEMELİ”

Türkiye’de yılda 1 milyar kişinin sağlık kurumlarına başvurduğunu ve her bir bireyin yılda 10 kez bir sağlık kuruluşundan hizmet aldığına işaret eden Bilgin,“Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir rakam yok. OECD ortalaması 6,5’tur. Bizde 10’a dayanmıştır. Bir kişi ortalama yılda 10 kez başvuru yapıyor. Bu da 1 milyar rakamına yakın bir rakama denk geliyor. Bu yük mevcut durumla taşınamaz. Burada sağlık tesislerinin eksikliğinden ziyade bu düzensizliğin, bu dengesizliğin kurulmamasının, sağlığın popülist bir politikayla halkı memnun etmeye odaklı isteyen istediği zaman istediği yere başvurabilirsin diye popülizmli yapılan bir şey olduğunu da biliyoruz zaten. Dolaysıyla bu popülist politikalara kurban edilmemeli sağlık. Edilmiş durumdadır. Dolaysıyla bu yükün altında da hekimler, sağlık çalışanları doğal olarak ezildiler, eziliyorlar.

İŞ YÜKÜ ALTINDA EZİLEN HEKİMLER MUTSUZ

Hekimlerimiz, Avrupa’daki meslektaşlarına göre günlük 3 katı iş yapıyor. Her gün 5 tane ameliyat yapamaz bir hekim. Bizim aslında isyanımız bunadır. Bu iş yükü bizi eziyor, bizi mutsuz ediyor. Hekimlerin özel hayatları yok. Hekimler geleceklerini göremiyorlar. Oysa ki hekimlik bu ülkenin göz bebeği mesleklerinden biridir”diye konuştu.

 

Benzer Haberler

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.