Serel işçileri sendikal hakları için direniyor

 Serel işçileri sendikal hakları için direniyor

Serel Seramik fabrikasında Çimse İş’ten, Kristal Sendikası’na geçtikleri için süresiz izne çıkarılan işçiler, mücadeleyi büyüterek eylemi sürdürüyor. 12 arkadaşlarının işten çıkarılmasına isyan eden işçiler, işçileri sömüren karanlığa asla teslim olmayacaklarını vurgulayarak, talepleri yerine gelene kadar geri adım atmayacaklarını dile getirdi.

Tunay Aktaş- Hülya Kılınç

Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Elginkan Holding şirketlerinden ECA Serel Seramik fabrikasında Çimse İş Sendikası’ndan istifa ederek Kristal Sendikası’na üye oldukları için, patron tarafından bazı işçiler işten çıkarıldı, 465 işçi ise süresiz izne çıkarıldı.

Sendikal haklarının korunmasını isteyen yaklaşık 300 Serel işçisi, Manisa Organize Sanayi Bölgesi içindeki Sanayi Camii’nden Serel Seramik fabrikası’na “Direne direne kazanacağız”, “Satılmış sendika istemiyoruz” “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganları eşliğinde yürüdü.

İşçilerin eylemine Manisa Emek, Demokrasi ve Barış Platformu, CHP, Emek Partisi, DİSK, SES, BES, İşçi Partisi, CHP 26. Dönem Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, Termokar’da işten atılan Birleşik Metal İş Sendikası üyesi işçiler de destek verdi.

ÇİMSE’YE BAĞLI GRUPTAN TAHRİK EDİCİ SÖYLEMLER

Serel fabrikası önünde Çimse İş Sendikası’na bağlı bir grup, işçilere karşı tahrik edici söylemlerde bulundu. “Serel bizimdir bizim kalacak” sloganı atan gruba, işçiler “Serel’in sahibi, Serel işçisi” sloganlarıyla cevap verdi. İşçiler, Türk İş’in günlerdir işveren ve işçiler arasında yaşanan duruma bir açıklama yapmamasına tepki göstererek “Türk İş işçine sahip çık” çağrısı yaptı.

İŞÇİLER İKİ HAFTADIR SENDİKAL HAK MÜCADELESİNDE

Fabrika önünde yapılan açıklamayı işçiler adına Mehmet Pürçek okudu. Pürçek, Elginkan topluluğunun demokratik hakkını talep eden 12 işçisini işten attığına dikkat çekerek şunları söyledi “Hepinizin yakından takip ettiği üzere Elginkan Topluluğuna ait Serel Seramik Fabrikası işçileri olarak, 14 Temmuz’dan bu yana yaklaşık 2 haftadır haklarımız ve sendika seçme özgürlüğümüz için mücadele veriyoruz. Türkiye şartlarında insanca yaşamak için talep ettiğimiz demokratik hakların mücadelesi, ne iki haftaya sığdırılabilir ne de Serel işçilerinin mücadelesiyle tam anlamıyla başarıya ulaşabilir. Bu mücadele uzun soluklu ve kararlılık gerektiren bir mücadeledir. Bizler yürünen bu yolda bir kaldırım taşı olacağımıza inanıyoruz. Burası yıllardır çözüm aradığımız sorunların doğuş noktasıdır ve karanlıktır. Kimimiz tozda ciğerlerini feda eder, kimimiz bir organını kaybeder, kimimiz ağır yükler altında ezilir gider, kimimiz de nefes darlığından, silikozisten yitip gider. Geride gözü yaşlı bir ana, bir baba, bir eş, bir de çocuklar kalır. Başka da ağlayanımız olmaz. Peki, bizler bu fedakârlıkları yapabilirken sizler nasıl oluyor da sırça köşklerinizde, sıcaktan tozdan ırak, klimalı odalarınızda bizim hakkımızda ferman yazabilirsiniz? Bu hakkı bizler sizlere veriyor olamayız. Olmayacağız da.”

12 İŞÇİYİ İŞTEN ATARAK İŞSİZLİKLE TERBİYE ETMEYE ÇALIŞTINIZ!”

İşten çıkarıldıktan sonra insanca yaşamanın yolunu aradıklarını kaydeden Pürçek, fabrika yönetiminin işçileri anlamasını ve çığlıklarına kulak vermesini, ne istediklerini sormasını beklediklerini kaydederek “Hem de 1 yıl değil, 3 yıl değil, 5 yıl değil. 7 yılı aşkın bir süredir bu işçiler neden istifa etti, taleplerinde haklılar mı diye bir kez olsun bizleri muhatap alıp dinlemenizi istedik. Sesimize kulak vermenizi bekledik. Ya sizler ne yaptınız? Sizlere bu katma değerleri, sefasını sürdüğünüz artı değerleri yaratanların sesine sağır olmaya devam ettiniz ve en sonunda işi işten atmaya kadar götürdünüz. Ve bizler bu hukuksuzluğu haykırdıkça sizler kavgayı daha da büyüttünüz ve 12 arkadaşımızı işten atarak işsizlikle terbiye etmeye kalktınız. Yetmedi her defasında mevcut sendikayla iş birliği yapıp bizleri işçi kardeşlerimizle karşı karşıya getirdiniz. Bizlerin hiçbir zaman yakıştıramadığı davranışları bir haftada önümüze serdiniz. Bu mudur sizlerin insan haklarına bakış açınız? Bu mudur sizlerin işçilere saygınız?”sorularını yöneltti.

ÇİMSE GENEL SEKRETERİ EMER’İN İDDİALARINA YANIT

Sosyal medyada Çimse İş Sendikası Genel Sekreteri Hasan Emer’in yaptığı paylaşımına da değinen Pürçek, yapılan iddiaları şöyle cevapladı “ İstifa ettiğimiz sendikanın genel sekreteri Hasan Emer, 7 yıldan bu yana görevde bulunan Sendika Bölge Temsilcisinin ve İşyeri Temsilcilerinin, büyük çabalarla yapılan düzenlemelerin üyelere doğru bir şekilde aktarılmadığını, üyeleri bilgilendirmediğini ifade etmiştir. Yetmemiş, Sendikamızın üyelerine sunduğu imkân ve sosyal hakları üyelere duyurmayıp, bu haklardan yalnızca kendileri faydalanmış ve yandaşlarını yararlandırmıştır gibi sendika kavramlarla hiçbir düzlemde bağdaşmayacak cümleler sarf etmiştir. Sayın Emer ayrıca, Çimse-İş’in tek davasının emek ve alın teri davası olduğunu bilmeyen, çıkar, menfaat ve koltuk sevdalısı bu kişilerin, Çimse-İş’te elde edemedikleri bu şahsi menfaatlerini başka yerlerde aramaya başladığını, hem sendikada görev yapıp hem de sendika üyelerini baskı, hakaret ve tehditle sendikadan istifa etmeye zorladığını, bu şekilde işçileri bölerek, parçalayarak, baskı uygulayarak kendilerine menfaat elde etme çabalarına giriştiğini, bu durumun fark edilmesiyle birlikte derhal görevlerine son verildiğini, maskelerin düştüğünü ve oyunun bozulduğunu söylemiştir. Sendika üyelerine yapılan baskı, tehdit ve hakaretleri yargıya taşıdıklarını da altını çizerek belirtmiştir.”diyerek, işçilere sendika tercihinde baskı ve tehdit alıp almadıklarını, hakaret ederek mi üye yaptırıldıkları sorusunu yöneltti. İşçiler hep bir ağızdan “Hayır” yanıtını verdi.

İşçilerin yanıtı üzerine Pürçek şöyle devam etti “Bu cevaplar da sizlerin maskesini düşürmüştür sayın yönetim. Bunu da lütfen böyle biliniz.Bizler bu mücadeleyi karşılıklı söz kavgasına elbette indirgemeyeceğiz ama çok açıkça belirtmek isteriz ki Sayın Genel Sekreter bu açıklamalarla yedi yıldır yaptıkları aynı hataların silsilesine kapılmaktadır. Her zaman olduğu gibi üyelerinin sesine sağır olup menfaatlerinin hırsına yenik düşmektedir. Hedef saptırıp konunun özünden uzaklaşmak istemektedir. Ancak şunu bilmelidir ki artık şapka düştü kel göründü.”

“BİZLER KARDEŞLERİMİZLE KAVGA PEŞİNDE DEĞİLİZ”

İşçilerin, kimin maskesinin düştüğünü, kimin oyununun bozulduğunu artık çok iyi bildiğini ifade eden Pürçek “Kimlerin tehditlerle işçileri karşı karşıya getirdiğini de görüyor. Bizlerin haricinde eşlerimiz, çocuklarımız dahi çalıştıkları, staj gördükleri yerlerde işten atma tehditlerle karşı karşıya kalıyorlar. Burada yaşayarak bizzat şahit oluyorlar. İşte bizler işte kardeşlerimiz. Yapmayın, etmeyin. Kendinizi daha fazla aşağı çekmeyin. Bizler ne sizle ne de her defasında rızaları dışında karşımıza getirilen kardeşlerimizle kavga peşinde değiliz. Sizlerden tek ricamız bizlere gölge etmeyin yeter. Buradan hem Elginkan Topluluğuna hem mevcut sendika yönetimine sesleniyoruz. Bizler işçileri sömüren bu karanlığa asla teslim olmayacağız. Karanlıklar ansızın sabaha varmamaktadır bunu da çok iyi biliyoruz. Zaten sağlığımız gitmiş ve bizleri sancılı geceler beklemektedir. Burada sizlerin refahı için feda ettiğimiz sağlığımız da, çarklarınız arasında yitip giden gençliğimiz de zaten bizlere sancılı saatler yaşatacaktır. Ama biliyoruz ki karanlıklar bazen korkulu rüyalar gösterse de en nihayetinde karanlık dağılır ve ışık tüm yolunuzu aydınlatır. Geceleri yıldızlar umut verir insana ama esas aydınlığa ulaştıran binlerce derecede durmaksızın yanan güneştir. Bu mücadele güneşi de hiçbir zaman yok olmayacaktır. Dün olduğu gibi bugün ve bugünden sonra da vereceğimiz, özünde insan, nesnel olarak da işçi hakları mücadelesi elbette bizlerin mücadelesiyle sınırlı kalmayacaktır. Dün ve bugün işçinin talebine sağır olanlar gün gelecek esas gücünün aslında sesini duymadığı, zamanında aynı tezgahta beraber çalıştığı işçi arkadaşı olduğunu görecektir. Dileriz ve temenni ederiz ki bunun için çok geç kalmazlar”dedi.

Bugün fabrika yetkilisinin imzasıyla pazartesi günü fabrikada işbaşı yapmaya geri çağrıldıklarını belirten Pürçek, bunun önemli bir gelişme olduğunu ancak öncesinde ve sonrasında yaşanabilecek olan gelişmelere paralel olarak talepleri şöyle sıraladı:

  • İşten atmaları derhal durdurun!
  • Sendikal sebeplere bağlı olarak işten attığınız tüm arkadaşlarımızı işe geri alın!
  • Bu sürecin akabinde de yüz kızartıcı suçlar haricinde her hangi bir sebeple işçi çıkarmayın!
  • Sendika seçme özgürlüğümüze saygı duyun ve tercih ettiğimiz Kristal-İş Sendikası’nı tanıyın!
  • Baskılarla ve iş tehdidiyle yeni üye olduğumuz sendikamızdan istifaya zorlamayın!
  • Tek taraflı olarak izne çıkarılan tüm işçilere eksiksiz olarak iş başı yaptırın!
  • Bu sürece dair fabrika içerisinde herhangi bir baskı ve yıldırma politikası gütmeyin!
  • Hukuk dışı baskılara ve anti demokratik uygulamalara derhal son verin

Ve son olarak da, asla ama asla bizleri işçi kardeşlerimizle bir daha karşı karşıya bırakmayın. Bizlerin onlarla verecek ne bir kavgamız ne de onlara atacak bir taşımız var. Sadece bölüşecek bir lokma ekmeğimiz ve içecek bir tas suyumuz var. Onları da her şartta seve seve paylaşmaya hazırız. Yaşasın işçilerin birliği, yaşasın onurlu mücadelemiz.”

 Basın açıklamasının ardından Serel işçileri alandan ayrılırken, hazır satılan 200’er  liralık banknotları Çimse İş Sendika üyelerinin bulunduğu tarafı fırlatarak “Satılık sendika istemiyoruz” sloganları attı. Çimse İş tarafındaki grup ise, küfürlü söylemlerle cevap verdi.  Taraflar yoğun güvenlik önlemleri altında olaysız bir şekilde fabrika önünden dağıldı.

Benzer Haberler

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.