Uğur Doğan Yazdı: Yargı

 Uğur Doğan Yazdı: Yargı

       ‘Yargı’ deyince televizyonda yayınlanan yargı dizisi aklınıza gelmiştir hemen.  Evet çok az TV dizisi izleyen birisiyim ama;  yargı dizisini ilgiyle ve severek izliyorum… Belki de hukuka merak sardığımdandır bilemiyorum ama; ilgiyle izliyorum o diziyi…

Keşke ülkemdeki yargı sistemi de o dizideki kadar adil olabilseydi diye düşünmeden de edemiyorum çoğu zaman.

Konumuz dizideki ‘yargı’ değil elbette…

Yargıda “sacayağı teorisi” diye bir teori var. Sanırım adını eşit yükseklikte üçayağı olan sacayağından alıyor. Kırsalda yaşayanlar çok iyi bilirler, sacayağı, demirden yapılan genellikle eşkenar üçgen biçiminde ve üçayaklı; kazan, tencere ve çömleğin açık ateş üzerinde belli bir yükseklikte dengeli ve güvenli bir şekilde durabilmesini sağlar. Sacayağının ayaklarından birinin diğerinden yüksek olması ya da konulan zeminin eşit düzlemde olmaması ateş üstüne konulan kazan, tencere veya çömleğin devrilmesine neden olacağını biliriz hepimiz.

Peki yargı sistemindeki sacayağı teorisi nedir?  Nasıl anlatılıyor, nasıl izah ediliyor hukuk fakültelerinde.

       “Karar (Hakim), İddia (yani Savcı) ve Savunma (Avukat)’dan oluşur ve biri bile olmazsa veya biri diğerlerinden geride tutulursa hukuktan adaletten söz edilemez.” Diyor teori…

Demokrasisi zayıf olan bizim gibi ülkelerde bu teori pratikte böyle mi işliyor? Peki…

Yargıda benim oldum olası doğru bulmadığım ve mesafeli durduğum, savunmadığım bir teoridir sacayağı teorisi…

Nedenini Şöyle izah etmeye çalışayım…

Kararı veren Hakim ve iddianameyi yazan Savcı yaptıkları işin karşılığı olan ücreti nereden ve kimden alıyor? Devletten…

Peki savunmayı yapan Avukat yaptığı işin karşılığı olan ücreti nereden ve kimden alıyor? Savunduğu müvekkilden…

Ama; çoğu zaman da asıl devletin koruması gereken doğayı, çevreyi bazen sokak hayvanlarını, doğadaki börtü böceği bazen de bir zeytin ağacını savunur ve bunun karşılığında hiçbir ücret de almaz avukat… Peki kime karşı? Teoriye göre sacayağının diğer iki ayağı olan hakim ve savcıya karşı bir başka ifadeyle o değerleri asıl koruması gereken güçlü devlet babaya karşı…

Maaşını devletten alan hakim ve savcı istisnalar hariç tabi; sahip olduğu gücü kimden yana kullanır sizce? Elbette devletten, veya güçlüden yana kullanıyor maalesef..!

Yolunuz mahkemede duruşma salonlarına düşmese dahi filmlerde dizilerde görmüşsünüzdür mutlaka; Hakim ve Savcı daha yüksek olan ahşap bir kürsüde oturur, savunma makamındaki avukat ise daha aşağıda bir konumda oturur, anlayacağınız oturma düzenleri bile eşit değildir..!

Sözde yargı üç ayaklı sacayağı..!

Siz hiç mahkemelerde; mahkemenin huzurunu bozdular diye yargılanan veya tutuklanıp hapse atılan hakim, savcı duydunuz mu? Ama; mahkemenin huzurunu bozdu diye yüzlerce avukat yargılanıyor, bu ülkede;  yüzlercesi de cezaevinde..!

Soma’da iş cinayetlerinde ölen madencileri ve yoksul ailelerini; İstanbul’da gezi parkındaki ağacı, yeşili savunan Av. Selçuk Kozağaçlı, Av. Can Atalay ve daha bir çok avukat hapse atıldılar bu ülkede..!

Av. Ömer Kavili mesela… çoğu duruşmasında yok savcıya saygısızlık yaptın, yok hakimin karşısında ayağa kalkmadan oturarak savunma yaptın, olmadı mahkemenin huzurunu bozdun hadi hakkında yargılama başlat..!

Yıllar önce Bergama’da siyanürlü altın madenini işleten Fetöcü Koza altın madeni şirketine karşı Bergama köylülerini, doğayı, çevreyi, suyumuzu ve en temel anayasal hak olan yaşam hakkını savunan Av. Senih Özay Almanca bilmediği halde(!) Alman ajanı diye Devlet güvenlik mahkemesinde yargılandı ve beraat etti bu ülkede..!

Av. Senih Özay’ında Ankara Üniversitesi hukuk fakültesindeki hocası, şimdi HDP Eş Genel Başkanı olan Prof. Mithat Sancar, akademisyen olarak üniversitede görev yaptığı yıllarda asistanları ile birlikte bir istatistik çalışması yapmışlar. Hakimlere gitmişler ve şu soruyu sormuşlar.

“Devletle yurttaş arasındaki davalarda bizatihi nasıl davranırsın? yurttaş yanlısı mı, devlet yanlısı mı?

İstatistik sonucu; cevapların yüzde seksen yedisi “Devleti otomatik olarak her halükarda korurum” şeklinde olmuş..!

Hatırlarsınız; kapatılan eski (DGM) Devlet güvenlik mahkemelerini… Düşünsenize mahkemenin adı bile ‘Devlet Güvenlik’ bu mahkemelerde binlerce yurttaş, yüzlerce avukat sözde devlete karşı işlenen atılı suçlardan yıllarca yargılandılar,

Oysa yurttaşın öncelikle yaşam hakkını, doğayı, çevreyi, ülkenin taşını, toprağını koruması gereken devlet..(!) Kendi güvenliğini sağlama adına, bu değerleri gerçek anlamda savunan yurttaşları, avukatları yargıladı ve birçoğunu da hapse attı maalesef…

Hakimler mahkemelerde ‘Türk milleti adına’ karar veriyor, o zaman yetkisini de, gücünü de  milletten alıyor diyebilirsiniz. İyi ama; aynı Hakim aynı mahkemede ‘millet iradesiyle’ seçilmiş bir milletvekilini, belediye başkanını hatta bir partinin genel başkanını bile hapse atıp siyaset yasağı bile verebiliyor…! ‘Türk milleti adına’ bir tek hakimin, bir tek savcının ‘Millet iradesini’ yargılaması ve verdikleri kararla seçmen iradesinin yok edilmesi ne kadar adil sizce?

Şimdi bütün bu gerçekler ortadayken, hala yargıda “sacayağı teorisi” var diyebiliyor musunuz?

Onun için hukuka merak sardığım günden beri hep kendime sormuşumdur. Hukuk okuyup hukukçu olsaydım yargı erkinden hangisi olmayı isterdim diye; tartışmasız güçsüz olanın yanında olan ve güçsüzü savunan Avukat olmak isterdim…

Mutlu ve sağlıklı bir yıl diliyorum herkese… Kalın sağlıcakla…

 

 

Benzer Haberler

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir